top of page

Aristoteles'i Avrupa'ya Taşıyan Çeviri Kültürü

Aristoteles’in eserlerinin Arapçaya çevrilmesi ve İslam coğrafyasında yayılması, tek bir filozofun değil; çevirmenler (mütercimler) ve şarihler (yorumcu filozoflar) olmak üzere iki farklı entelektüel grubun yaklaşık üç yüz yıl süren ortak çabasıdır.

Aristoteles, bu süreç sonucunda İslam dünyasında "Muallim-i Evvel" (İlk Öğretmen) unvanını almış ve İslam düşüncesindeki rasyonel akımın (Meşşailik) kurucu babası kabul edilmiştir. Bu devasa aktarımı gerçekleştiren aktörleri iki ana eksende inceleyebiliriz:


1. Çevirmenler: Aristoteles'i Arapça Konuşturan Dil Ustaları

Bu gruptakiler sistem kurucu felsefecilerden ziyade, antik dilleri kusursuz bilen (genellikle Süryani Hristiyan) mantık ve dil bilginleridir. Arapçanın felsefi bir terminolojiye (kavram setine) kavuşmasını sağlamışlardır.

  • Huneyn bin İshak ve İshak bin Huneyn: Baba-oğul olan bu iki Süryani hekim, Aristoteles çevirilerinin belkemiğidir. Baba Huneyn daha çok tıp çevirilerine odaklanırken, oğlu İshak bin Huneyn Aristoteles'in Kategoriler, Yorum Üzerine, Fizik ve Ruh Üzerine (De Anima) gibi en ağır metinlerini çevirmiştir. İshak, Yunanca felsefi kavramlara Arapça köklerden türettiği kelimelerle karşılık bulma konusunda bir dehadır.

  • Ebu Bişr Matta bin Yunus (Ö. 940): Bağdat'taki Aristotelesçi mantık okulunun kurucusudur. Aristoteles'in Poetika (Şiir Sanatı) ve İkinci Analitikler eserlerini Arapçaya o kazandırmıştır. Çevirinin ötesinde, Aristoteles mantığının Arapça gramer kurallarından üstün ve evrensel bir düşünme biçimi olduğunu savunarak dilbilimcilerle büyük tartışmalara girmiştir.

  • Yahya bin Adî (893-974): Ebu Bişr Matta'nın öğrencisidir. Aristoteles'in eserleri üzerine yoğunlaşarak daha önceki eksik veya lafzi çevirileri revize etmiş, mantık felsefesinin Bağdat'ta kurumsallaşmasını sağlamıştır.


2. Filozoflar (Meşşailer): Aristoteles'i Yayan ve Sistemleştirenler

Bu grup, çevrilen metinleri alıp onları İslam teolojisi ve yerel problemlerle yüzleştirerek Meşşai (Peripatetik/Aristotelesçi) felsefe ekolünü kuran isimlerdir.

  • El-Kindi (801-873): "Editör ve Öncü" İslam felsefesinin (Felsefetü'l-Ula) kurucusu olan ilk Arap filozoftur. Kendisi doğrudan Yunanca bilmediği için çevirmenleri (özellikle Aristoteles'in Metafizik çevirilerini) yönetmiş, bir nevi yayın yönetmeni ve genel yayın editörü gibi çalışmıştır. Aristoteles felsefesine giriş mahiyetinde risaleler yazarak onu İslam dünyasına ilk tanıtan kişidir.

  • Farabi (872-950): "Muallim-i Sani" (İkinci Öğretmen) Aristoteles'ten sonra gelen en büyük otorite kabul edildiği için kendisine İkinci Öğretmen denmiştir. Farabi'nin en büyük hizmeti, Aristoteles'in 6 kitaptan oluşan Organon (Mantık) külliyatını şerh etmesi ve eksiksiz bir şekilde Arapçaya uyarlamasıdır. Aristoteles mantığını, teoloji (kelam) ve fıkıh (hukuk) tartışmalarında kullanılabilecek rasyonel bir alet (organon) olarak kurgulamış ve yaymıştır.

  • İbn-i Sina (980-1037): "Zirve Sentez" Aristoteles külliyatını (özellikle Metafizik'i defalarca okumasına rağmen Farabi'nin şerhi olmadan tam anlayamadığını kendi otobiyografisinde itiraf eder) alıp kendi muazzam varlık felsefesiyle birleştirmiştir. İbn-i Sina'nın kurduğu sistem o kadar kusursuz ve kapsamlıydı ki, kendisinden sonra İslam dünyasında Aristoteles'in orijinal metinlerinin okunma oranını düşürmüş; insanlar Aristoteles yerine doğrudan İbn-i Sina okumaya başlamıştır.

  • İbn Rüşd (1126-1198): "Saf Aristoteles'e Dönüş" Endülüslü İbn Rüşd, Aristoteles'in metinlerine aradan geçen yüzyıllar içinde (başta İbn-i Sina tarafından) Platoncu ve Yeni Platoncu unsurların karıştırıldığını fark etti. Amacı Aristoteles'i bu dışsal "eklentilerden" temizleyerek orijinal ve saf haline döndürmekti. Yazdığı Küçük, Orta ve Büyük Şerhler ile Aristoteles'i satır satır yeniden yorumladı. Batı dünyasının İbn Rüşd'e "Yorumcu" demesinin sebebi, onun Aristoteles'e olan bu sarsılmaz sadakatidir.

 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Eğitim ve Öğretim Farkı - Neden Klasikler Okunmalı?

Eğitim ile öğretim aynı şey değildir. Eğitim, çoğu zaman insanı geliştiren değil, onu belirli bir kalıba sokan mekanizmadır. İnsanın tabiatında merak, hayal gücü ve kendiliğinden bilme isteği vardır;

 
 
 
PARA-COİN

PARA-COİN Tüm dünya paraları dolara(USD) endekslidir. Tüm devlet merkez bankalarıda FED in bir alt şubesi işlevindedir. Neden diye...

 
 
 

Yorumlar


bottom of page